Tm Yazarlar
ŞADAN GÖKOVALI'NIN ARDINDAN...

Türkiye, dev bir Kültür İnsanı'nı daha yitirmenin acısını yaşıyor. Şair, yazar, gazeteci, turist rehberi, eğitimci olan Prof.Dr. Şadan Ğökovalı,  Halikarnas Balıkçısı'nın (Cevat Şakir Kabaağaçlı) manevi oğlu olarak eserlerini ölümünden sonra yayımlayan, tüm kitaplarına önsöz yazan, Balıkçı'nın manevi mirasını yaşatan kişi olarak tanınmıştır. Turizm alanında Türkiye'de kültür turlarının başlatıcıları arasında yer alır. 1939'da Muğla'nın Gökova beldesinde doğdu. İzmir İktisadi Ticari İlimler Akademisi'ni bitirdi. Turizm üzerine yüksek lisans ve doktora yaptı; İletişim Bilimleri dalında doçent oldu. TRT ve bazı yayın organlarında muhabir ve yapımcı olarak çalıştı. 1980'den sonra Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu ile Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1993'te Ege Üniversitesi Çeşme Meslek Yüksek Okulu'nda öğretim görevlisi ve idareci olarak hizmet vermeye başladı. Çoğu Türkiye'nin turistik yerleri hakkında olmak üzere yirmiden fazla kitabı çeşitli dillerde yayımlandı. Ve o "Şiir Fışkıran Şair"i malesef 2021 yılı Ocak ayının son gününde kaybettik.Bir insan kendisine sunulan bir yaşamı, bu kadar mı güzel,  bu kadar mı üretim dolu, bu kadar mı insan ve doğa sevgisini yoğun olarak yaşar ve onurlu olarak yaşamını tamamlar? İşte o insanlardan biri de "Yaşam Üstadı" Şadan GÖKOVALI'dır. Anadolu'yu, Anadolu insanını, kültürünü, tarihini, mitolojisini, kurdunu, kuşunu, ağacını, böceğini, çiçeğini bu kadar iyi tanıyan, bu kavramları iliklerine kadar hisseden, yaşayan  ve anlatan Türkiye'de çok az kişi vardır. Bakın Gökovalı dizelerinde nasıl anlatıyor İnsanımızı;"Ben halkım, hey!Feleğin sillesini çok yemişim.Kalem vermemişler elime.Diyeceklerimi türkülerle demişim."Prof.Dr.Şadan Gökovalı'nın vefatını ardından birçok yazılar yazıldı. Onu en iyi anlatan yazıların biri de, Datçalı gazeteci - yazar Sedat KAYA'nın makalesidir.İşte Sedat KAYA'nın, bu yazısı için kendilerine teşekkür ediyor, sizlerle de paylaşıyorum;"BU TOPRAKLARDAN BİR ŞADAN GÖKOVALI GEÇTİDünya ozanlarının babası Homeros İzmirli'ydi. Dünya tarihinin atası Heredot Bodrum'lu. Bilimin, felsefenin babası Thales Söke'liydi. Antik çağın en büyük bilgesi Bias da Söke'li. Coğrafyanın babası Strabon Amasya'lıydı.Dünyanın ilk şehir planlamacısı Hippodamos Aydın'lı.Cepte taşınabilen güneş saatlerini icat eden Eudoxus Datça'lıydı.Dünyanın Yedi Harikasından biri olan İskenderiye Feneri'ni yapan mimar Sostratus da Datça'lı. Anadolu halklarının savunucusu Hektor Çanakkale'liydi. Jule Verne'den asırlar önce uzay romanları yazan Lukianos Adıyaman'lı.Büyük İskender'e  “Gölge etme, başka ihsan istemem” diyen,  gündüz elinde kandille “adam arıyorum” diye dolaşan Diyojen Sinop'luydu.Ressamlar prensi  Perhasios Efes'li."Güneşe ve aya tapılmaz, ikisi de taş kütlesi" diyen Anaxagoras Urla'lıydı. Geometrinin öncülerinden matematikçi Apollonius Antalya'lı.Bu bilgeler gibi bir bilge daha yaşadı bu topraklarda. Prof.Dr.Şadan Gökovalı.Benim üniversite hocamdı, mitolojiyi, arkeolojiyi, hatta kozmosu bana sevdiren insandı. Az önce haber geldi, kaybettik.Bu kadim topraklara nice kültür tohumları eken bir bilgeyi daha yitirdik. Üzüntüm sonsuz. Oysa, daha bir hafta önce, 22 Ocak'ta bir mesaj almıştım Şadan hocadan.Şöyle diyordu.“Merhaba Sedat. Sağlığım iyiye gitmiyor. Şu bilgiyi senden esirgemiş olmayayım. Zamanında Santorini volkanı yedi kez indifa etti. Her defasında Knidos da lavların altında kaldı. Bilen göz, bunun izlerini görür.”Sanki içine doğmuştu, sanki gider ayak vasiyetiydi.“Hocam araştıracağım, aman sağlığına dikkat et” diye cevap verdim.Bu son konuşmamızmış.Şadan Gökovalı kelimelerle anlatılacak bir insan değil.En azından benim dağarcığımdaki kelimeler yetersiz kalır.Ama yine de anlatmak istiyorum.1939 yılında dünyaya gözlerini açtığında, 8 çocuklu bir ailenin tek erkek evladı olmuştu.O yıllarda Gökova bataklıktı.Sıtma ve salgın hastalıklar nedeniyle  insanlar ölüyordu.Dört kardeşini bu yüzden kaybetti.Babası Mehmet köyün muhtarıydı.Sevilen, sayılan, çalışkan, bilgili  bir insandı.Bataklığı kurutup hem sağ kalan çocuklarını, hem de köylülerini kurtarmak istiyordu.Dönemin Valisi Recai Güler'le görüştü.Ziraatçilere danışıldı. Bilim insanlarına ulaşıldı.Bataklığı kurutmanın tek çaresi okaliptus fidanı  dikmekti. Ancak, ülkede bu ağaçtan yoktu.Devreye Bodrum'da yaşayan Cevat Şakir Kabaağaçlı girdi. Avusturalya'dan okaliptus fidanları getirildi. Köylüler el ele verdiler. Örnek bir imece ile günlerce çabalayıp, 3 kilometre boyunca fidanları diktiler. Okaliptuslar büyüdükçe bataklık kurudu. Böylece Gökova hastalıktan kurtulmuş oldu. Bugün  Marmaris'e giderken, Gökova'da gördüğünüz o okaliptuslu yol, Şadan Gökovalı'nın hayata merhaba dediği yıllarda yapılan yoldur. Şadan Gökovalı'nın doğduğu coğrafya binlerce yıl kültür ve sanatla yoğrulmuştu. Bu topraklar bilgelerin topraklarıydı.İbni Haldun'un "coğrafya kaderdir" sözünü doğrularcasına, Gökovalı'nın kaderini doğduğu coğrafya belirledi.Babası dahil, çevresindeki insanlar asırlar boyu nesilden nesile aktarılan kadim bilgilerle dolu,  doğa ve tarih ile iç içe, çalışkan, araştırmacı, yardımlaşmacı ve üreticiydi. "İnsan yaşadığı yere benzer" der, Edip Cansever. Gökovalı da yaşadığı yere benzedi. Doğa ve tarih ile ilgilendi, kültüre, sanata, mitolojiye merak sardı. Çalıştı, çabaladı, araştırdı ve sürekli üretti. Öğrenmekten hiç vazgeçmedi. Ve sonunda Prof.Dr.Şadan Gökovalı oldu. 
Bir insanın kaç yeteneği olabilir?Bir insan kaç işi yapabilir? Bir insan hem gazeteci, hem şair, hem yazar, hem ozan, hem araştırmacı, hem akademisyen, hem radyo-televizyon programcısı, hem turist rehberi, hem tarihçi, hem mitolog olabilir mi? Prof. Dr. Şadan Gökovalı bunların hepsi oldu.Mitolojiyi şiire çeviren insandı Şadan Gökovalı.Anadolu'nun öz kültürünü milyonlara ulaştıran bir bilge. Cevat Şakir Kabaağaçlı ile Azra Erhat'ın manevi evladıydı. Onlardan öğrendiği bilgiyi milyonlara aktarandı.Cevat Şakir "ölsem, ölüm beni yenemeyecek, çünkü Şadan var" demişti. Vasiyet gibi bir sözdü.Öldüğünde, bu vasiyeti yerine getiren, onun tüm makale, öykü ve romanlarını daktilo eden, yayınlayan ve kitaplarının önsözünü yazan kişiydi Şadan Gökovalı. En karanlık günlerde cesaretiyle etrafına aydınlık saçan insandı ayrıca. 81 yaşındaydı. 81 yıla 81 asır sığdırdı.Homeros'tan Heredot'a,  Dede Korkut'tan Yunus'a 3000 yıllık bir kütüphaneydiO bilgelerle birlikte yaşasaydı, hiç şüphesiz bugün ders kitaplarında okutulan isim olurdu.81 yılda 30'a yakın kitap yazdı.Şiirler, öyküler, araştırmalar.Yüzlerce makale. Onlarca ödül.1967'de Knidos'u, 1968'te Efes'i, 1971'de Fethiye'yi, 1978'de de Bergama'yı “En iyi yazan yazar” seçildi. Muğla ve İzmir kültürüne, Anadolu uygarlığına en iyi hizmet eden insan ödülüne layık görüldü. Türkiye'de turizm rehberliğinin öncüsü oldu. Geçen sene bir belgeseli çekildi.İzmir'de ve Gökova'da iki caddeye, Akyaka'da bir sokağa adı verildi. Menteşe'de adına yapılmış 3 bin kişilik bir açık hava tiyatrosu var. Ve doğduğu yerde, Gökova'da “Prof. Dr. Şadan Gökovalı Kültür Evi”  bulunuyor.Şadan Gökovalı Homeros'un günümüze ulaşan sesiydi. Ve o ses 81 yaşında son nefesine kadar aynı şeyi söyledi."Ben her şeyden önce öğrenmeyi sevdim."Aslında sadece öğrenmeyi sevmedi, halkına öğretmeyi de sevdi..." * * * * * *Huzur içinde uyu büyük yaşam ustası Şadan GÖKOVALI. Bu topraklarda yaşayan, adını altın harflerle tarihe yazdıran "UNUTULMAYANLAR"ın yanında çoktan yerini aldın bile...

26 Şubat 2021 Cuma

KAYSERİ

AKP vekili çıktı meydane, “her asgari ücretlinin cep telefonu ve arabası var” diye  zırva attı ortaya.

Adı sanı duyulmayan bu vekil, düşünmüş taşınmış ve de kaşınmış bir laf edeyim ki ekranlara, gazete manşetlerine çıkayım” diye  komiklik yaptı ve de başardı. Ekranlara da çıktı, gazetelerin baş sayfalarına da. Ama LORAL  Hardy  bile hayatta olsaydı güldürmeyi bırakıp, bu vekil sıfatlı adama gülerdi…

Ben bıraktım kenara arabayı, cep telefonunu da bu adama sorayım “senin yerli ve milli PASTIRMANDAN kaç ASGARİ  ücretli yiyebiliyor? AKP genel merkezi seninle ne kadar gurur duysa haklıdır… Ertesi günü kıvırdı bu vekil denilen adam.. ”ben apartman yöneticileri için” dedim. Daha da komik duruma düşürdü kendisini. Zavallı...

Bu konuda söyleyeceğim bir not var. AKP Siyaset Akademisi kurmuştu yanılmıyorsam: Peki AKADEMİ ÜNVANI bu kadar basite neden indirgendi? Bu AKP’li siyasilere söylem dersi verilmiyor mu?  Yumurtanın akı derken sarısı ile karıştırılıyor?

*********

HALK EKMEK

Türkiye’nin aşağı yukarı % 60 Belediyeleri bu halk ekmek hizmetini vermekte. Bizim Akçay’da bile BBB’nin Halk ekmek  büfesi var. Migros’un önünde hizmet veriyor. Konu o değil, konu  ikinci seçimde de büyük fark atan İMAMOĞLU  konusu. Hala acısı çıkmadı ağızlarından. AKP’li meclis üyesi İmamoğlu’na yaptığı çıkışlarla kendini tanıttı, yoksa kim okur kim yazardı onu!?

BBB  meclisindeki AKP’liler çok uğraştılar ama İMAMOĞLU demokrasilerde çare tükenmez düsturu ile çare buldu. MOBİL  büfeleri hizmete soktu. Sonra mücadeleyi kazandı, yine büfelere yenilerini ekleyerek halka hizmet vermeye başladı. Şimdi  kışkırtmalarla  bu kez fırıncılar VALİ’ye şikayet etmişler. Vali yeni tanımlarıyla Cumhurbaşkanının temsilcisi ünvanını taşıyorlar. Halk 1 liralık ekmek için kuyruğa giriyor. Vali beyin önce bunu sorgulaması gerekir. 1 ekmek yerine iki ekmek alan halkın bu  tutumunu sorgulaması yani… Simidi 2.5 gaymeye çıkartan fırıncıları kimse gidip VALİ beye şikayet etmedi. Halkta kabahat. Madem şikayet mercii VİLAYET gidin kardeşim vali beye sorun “simit neden 2.5 gayme? Diye…

Fırıncılar AKP’nin gazına geldiler… Valinin tutumunu merak ediyorum bakalım, Cumhurbaşkanının temsilcisi ne yönde bir fikir ortaya koyacak?

*********

HALK TOPLANTISI

Edremit’te, BBB’nin aldığı söylenen Dalyan’daki  müthiş arazi konusunda Edremit halkının, Şükrü Tunar Kültür merkezinde  seslerini duyuracakları söylenmişti. Bu toplantı yapıldı mı yapılmadı mı ? Bu fikir kimden çıktı ise yapılıp yapılmadığını açıklama gerekmez mi? Yapıldıysa çıkan sonuç yapılacak davranılacak tutum nedir? Yapılmadıysa  neden yapılmadı, engelleme mi oldu? Olduysa kim neye istinaden engelledi?

Bunların dışında, Edremit belediye yönetimi bu konuda neden suskun? Vay benimki Edremit’ime, VAY…!

********

TEBRİK EDİYORUM

Kimi ya da kimleri? Valla ben LEB DEMEDEN LEBLEBİ Yİ anlayan AKP’li Mahir ÜNAL  ve  Ömer Çelik’i tek geçerim… Anlama ve savunmaya geçmekte gerçekten çok MAHİRLER!

*********

EDREMİT’İN TRAFİK SORUNUNU BEN ÇÖZERİM…

Bu başlıktaki sözcük, son yerel seçimdi Başkan seçilen S.H.Arslan’nın. Bir kaç kez değinmiştim geçtiğimiz hafta canlı yaptığım sabah sohbetimde de konu edince, ŞEHİR VE BÖLGE PLANCISI Nevin SAYMAN bu konuda  bilgi göndereceğini söylemişti. Pazartesi günü bu yazısı ulaştı ama bugün yayınlamak zorunda kaldım.

Bu açıklamada  ben sadece giriş bölümünü önemli gördüm. Sayman soruyor

Edremit Trafik komisyonu bu konuda ne tür çalışmalar yapmakta?

-  Edremit’in bir trafik haritası hazırlanmış mı?

-  Otopark  bölgeleri  tesbit edilmiş mi?

-  Ana trafik arterleri belirlenip yayalaşması gereken yolların tespiti yapılmış mı?

-  Yani bizlerin bu şehirde mutlu olması için gereken trafik düzenlemeleri yapılmakta mı?

Sayman’ın iki sayfa olarak gönderdiği bilgi notunun devamı,  Resmi gazetede yayınlanın  Çevre ve ŞEHİRCİLİK Bakanlığının  aldığı kararların dökümünü kapsıyor. Bu dökümde yazılanlar Belediye tarafından dikkate alınıp uygulanmakta mıdır?  özünü çıkardım. Bakanlık otopark olarak binaların nasıl imarlarını çizilmesi, her binaya nasıl otopark kazandırılacağı falan detaylı olarak belirtilmiş.

Sayman, gönderdiği yazıda, Bakanlığın  yayınladığı tüm  şehircilik düzenlemelerinin EDREMİT’te uygulanıp uygulanmadığını sorguluyor… Aydınlatıcı bir yazı ama,  bu yazının tümün uygulayacak belediye yönetimi nerede?  Hal böyle olunca bu Bakanlık düzenlemeleri   yeni yapılacak binaları kapsıyor gibime geliyor. Edremit’in  gül cemali tee eskilere dayanan çirkin bir karikatür gibi çizilmiş.

Önümüzdeki maçlara bakalım diyeceğim ama orta yerde ŞEHİR kalmadıktan sonra ne maç var ne maçın sonucu… Zararın neresinden dönülürse kar derler ama ne karı gören var ne zararı…

*********

ALAYINIZI KUCAKLIYORUM

MHP’nin genel Başkanı, Pazartesi günü bu başlıklı bir açıklama yaptı. Siyaset adam bir kez konuşur ve konuştuğunun arkasında durur. Yukarıdaki Pastırmacı gibi ben şunu söyledim, bunu söyledim diye dönüş yapmaz… MHP’nin lideri gençlere seslenerek ALAYINIZI KUCAKLIYORUM derse buna inanan kaç genç çıkar ortaya değil mi ya?

**********

SEMERCİ

Edremit Ticaret Odası Meclis Başkanı SEMERCİ üç gün arayla Hürriyet gazetesinde sahte zeytinyağlara dikkat çekiyor ve “Halkın  sağlığı ile oynanıyor” diye geniş bilgiler aktarıyor. Bu konuda kendisini kutluyorum. Hiç olmazsa Ulusal yayında EDREMİT  adını tek başına yayınlatmayı başarıyor. Bu konuda  Edremit’li  genç gazeteci arkadaşımız DHA  muhabiri   Fatih EMRAH ERDOĞAN’ı da + kutlamadan geçemeyeceğim…

Neyse SAHTE ZEYTİN YAĞI… Edremit ve  tüm  sahil beldelerimizin kaldırımlarında köylü vatandaşlarımız gerek pet şişelerde gerek cam şişelerde kaldırım üzerinde YAĞ  satmaktalar.

Bu konuda İlçe TARIM Müdürlüğü ve Edremit Belediye Zabıtası ne gibi çalışmalar yapmaktalar?  Bu soruyu sorduğum için kendime kızıyorum çünkü hiçbir işlem yapılmıyor. Yapılıyor diyen varsa gelsin tek tek kaldırım MARKA zeytinyağlarını göstereyim. Bu konuda KAYMAKAM Ünsal’a da ucundan görev düşmekte. İlgili kurumları uyarmak, uyanmayanları uyandırmak onun görevi olsa gerek.

********

DÜŞÜNCENİN BİTTİĞİ YER

Hukuk Reformu çalışmalarımız sürmekte”

By. Adalet Bakanı

Bizden not: Valla en çok merak ettiğimiz  reformu bu.

Halk ekonomiden de vaz geçti, kör topal ekmekle doyuyoruz diyorlar ama  hukuk bizim  en büyük en güçlü gıdamız diyorlar. Ya Siz?

********

ÇÜŞ

Son kullanma tarihi geçmiş bir iki şarkıcı

“ZEKİ MÜREN”e   dil uzatıyor. Yahu bir aynaya bakın

Be. Onu da bırak ölmüş insanın arkasından konuşmak

Ancak sizin gibi tarihi geçmişlere yakışır.

…………………………………………….

BÜYÜTEÇ

İkizçay’da RUHİ SU caddesiyle, Hamdi Türe caddesinin kesiştiği 4 yol ağzındaki yolu baştan başa  oluk halde bırakan Zeytinli sorumlusu arkadaşı bir kez daha uyarıyorum. Araçların tümü MİLLİ SERVETTİR bilmiş ol…

……………………………………………….

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

Bilmiyorsan bu  b….u, git mektebinde oku

Halk jargonu.