Tm Yazarlar
DEPREM GERÇEĞİ

"DEPREM GERÇEĞİ"

 

Ölümlere ve yaralanmalara sebep olan her depremin 10 saniye öncesi, bütün insanlar yaşadığı yerlerde günlük rutin işleri ile uğraşırken; yemek yerken, banyo yaparken, uyurken, çalışırken, doktor ameliyat yaparken, şoför araç kullanırken, öğrenciler ders çalışırken, itfaiye aracı yangına giderken, depreme yakalanıyor ve yaklaşık 1 dakika sonra yaşam dahil herşey birdenbire yok olup, karanlığa bürünüyor...

İşte "Deprem"in acı gerçeği ve özeti budur!

Depremler; İnsanoğlunun halen en sık karşılaştığı ve en yıkıcı felaketlerden birinci sırada gelenidir. Son bir yıl içinde dünyada meydana gelen felaketlerde ölen 4.180.000 kişiden % 50’si depremler sonucunda hayatını kaybetmiştir. Yeryüzünün 35-40 Km. Altına kadar uzanan yerkabuğu sürekli hareket halinde olduğundan dolayı kıtalar birbirlerine yaklaşıp, yaslanmaktadır. Bu yaslanma esnasında oluşan basınç sebebiyle yerkabuğu kırılmakta ve açığa çıkan enerji depremlere sebep olmaktadır.

Her Deprem’den sonra insanların sosyal medyada ‘’Fena sallandık, çok sallandık’’ gibi söylemleri, sosyal medya paylaşımları, malesef bir şeyleri geri getirmiyor, bir şeyleri çözmüyor...

Ülke olarak başımızdan o kadar acı "DEPREM" felâketi geçmesine, o kadar insanımız ölmesine rağmen, Depreme karşı niçin hazırlıklı olmuyoruz, neden tedbirimizi almıyoruz, anlaşılır gibi değil?

Biz bir Deprem Ülkesiyiz.

Önce bunu peşinen kabul edelim.

Özellikle de; yaşadığımız Edremit Körfezi coğrafyası 1.Derece deprem bölgesidir. 

Daha birkaç yıl önce yaşanan Ayvacık ve Midilli açıklarında olan şiddetli depremler ve bugün yaşanan 6.6 şiddetindeki İzmir depremi bunun en somut örneklerindendir.

Bizler, bu ‘’Deprem’’ gerçeği kabul ederek ve önlemlerimizi alarak yaşamak zorundayız. Başka bir yerlere gidecek, göç edecek, taşınacak ne hâlimiz var, ne de olanağımız...

Ülkemiz insanlarının, Deprem olduktan sonra telefon, televizyon veya sosyal medya üzerinden ‘’Fena sallandık, bu seferki çok şiddetliydi ‘’ gibi paylaşımlarla veya yetkililerin, ilgililerin; ‘’Bütün yaralar en kısa zamanda sarılacaktır’’gibi beyanları, taziye bildirileri, bu acılara derman, sorunlara çözüm olmadığını artık anlamak gerekiyor.

Böyle konuşmalar yerine, iş işten geçmeden ve büyük bir deprem felâketi başımıza gelmeden, hem bireysel hem toplumsal, hem de kurumsal olarak çok acil önlemleri hemen almak mecburiyetindeyiz.

Peki ; Depreme karşı bizlerin, kurumların almak zorunda olduğü önlemler, tedbirler nelerdir?

Depreme engel olamayız ama, depremin zararlarını en aza indirmek için gerekli olan tüm önlemleri kesinlikle alabiliriz;

- Önce yerleşim bölgeleri titizlikle belirlenmeli, İmar plânında konuta ayrılmış yerler dışındaki yerlere ev ve bina yapılmamalıdır.

- Büyük binalar betonarme, sağlam yapılmalıdır.

Binaların yapımında depreme karşı sağlam ve  kaliteli malzeme kullanılmalıdır.

-Mevcut binaların dayanıklılığı arttırılmalıdır.

Yapılar yapım sırasında denetlenmeli ve kaçak yapılaşmaya izin verilmemelidir.

- Evlerdeki banyo ve mutfak dolapların kapaklarına sürgü takılmalı, odalardaki dolap, raf ve benzeri duvara monte edilip sabitlenmelidir.

Deprem öncesi alınması gereken önlemler, tedbirler nelerdir?

- Zemin araştırması yapılmalı ve yerleşim birimleri depreme dayanıklı olan sağlam zeminler üzerine kurulmalıdır. Gevşek yapılı,  içinde su bulunduran verimli araziye kesinlikle konut yapılmamalıdır.

- Depremin sık görüldüğü kuşaklarda zorunlu olmadıkça evler ve sanayi tesisleri kurulmamalı barajlar yapılmamalıdır. 

Ayrıca petrol ve doğalgaz boru hatları ana ulaşım yolları ve tüneller zorunlu olmadıkça fay hatları üzerinden geçirilmemelidir. Geçirilmesi zorunlu olduğu hallerde ise gerekli teknik önlemler alınmalıdır.

- Binalar yapılırken inşaat tekniklerine uyulmalı demir ve çimento gibi malzemeler gereğinden az kullanılmamalıdır. Aksi takdirde deprem sonucu can ve mal kaybı çok fazla olacaktır.

- Ahşap yapılarda dikmeler ve çapraz ağaçlar eklentisiz olmalı bunlar birbirine sağlam olarak bağlanmalıdır.

- Halk deprem konusunda eğitilmeli, deprem öncesinde deprem sırasında ve deprem sonrasında nelerin yapılacağı konusunda bilgilendirilmelidir. 

- Deprem bölgesinde yaşayan insanların  evlerinde birer deprem çantası olmalıdır. Deprem çantasında; el feneri, düdük, pilli radyo çekiç, plastik şişede su, bir miktar yiyecek, ilk yardım malzemeleri, sağlam ayakkabı, ip ve battaniye bulunmalıdır.

Yaşanan "İzmir Depremi"nde hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifalar diliyorum.

Geçmiş olsun İzmir'im, 

Geçmiş olsun Türkiye'm...

26 Kasım 2020 Perşembe

 

MADEM SON KULLANMA TARİHİ GEÇMİŞLER, MANŞET OLUYOR !!

Eee o halde ben de, eserleriyle  son bulmayan bir güftekardan konu açayım… Cemal Safi. Körfez STAR gazetesinde yazdığım yıl içinde onunla, sahibi olduğu Altınkum’daki PANSİYONUN bahçesinde söyleşi yapmıştım… Kahvesini  yudumlarken deklanşöre bastığımda “sen bu işin o……susun demişti. Ve KARE  ile röportaja başlamıştım. Yürürken bile parmakları devamlı  hece sayardı.

Neyse onun o günlerde de bugünde Hit  OLAN eseri. VURGUN şarkı sözlerini ele alayım dedim.

“Gözlerim uykuyla barıştı sanma

  Sen gittin gideli dargın sayılır

  Ben de bir zamanlar sevildim ama

  Seninki düpe düz vurgun sayılır

                               *

  Ne kadar zulmetsen ah etmem sana

  Her iki cihanda gül kana kana

  Seninle cehennem ödüldür bana

  Sensiz cennet bile sürgün sayılır.

                              *

  Yalan mı söyledin göz göre

  Ne zaman bitecek verdiğin süre

  Gönülden gördüğüm takvime göre

  Aldığım her nefes bir gün sayılır.”

Evet rahmetli usta böyle yazmış gönülden. Böyle dökmüş aşkını sevenlere ders olsun diye… Şimdilerde neden böyle  şair, böyle şarkı sözleri yazılmıyor diye hayıflanacağına, Hülya Avşar, Seda Sayan, Sezen Aksu felan manşetten veren bir  amiral gemisi yüklenmiş sırtına dolanıp duruyor. Bu  son tarihi geçmişlerin gündem de olan konular hakkında görüşleri alınıyor, ahkam kestiriliyor. Ben bu ölümsüz güftekar ve bestekarla döneyim dedim maziye…

Bu güzel eseri günümüz yaşamına adapte edebilir miyim, ne kadar başarılı olur bilemem ama deneyeyim dedim.

“Gözlerim hayal ile  barıştı sanma

   Sen geldin geleli,  unuttu sayılır

   Ben de bir zamanlar sevdim ama

   Seninki düpe düz  kırık hayal sayılır

                             *

  Ne kadar zulmetsen ah etmezler sana

  Her iki cihanda  ağla kana kana

  Seninle  cehennem  hakkımdır bana

  Seninle cennet bile cehennem sayılır

                              *

  Yalan mı söyledin oy oy diye

   Ne zaman bitecek verdiğimiz süre

   Gönülden  gördüğüm takvime göre

   Aldığın her nefes haram sayılır…

Benim, adaptasyonumu kim nereye çekerse çekebilir. Düşünce ve ifade özgürlüğü olduğuna göre…

********

BAKAN MI, BAKMAYAN MI?

Sağlık Bakanı, COVİT TEST ücretleri özel hastanelerde 250 gaymedir, fazlasını kimse alamaz dedi. Özel hastane yetkilileri bağıra bağıra insanların ciğerlerini sökerek 500/550 gaymeyi cukkalıyorlar. Savunmaları  pek hoş “Bakanlığın tebliği bize gelmedi”  Yani KİM TAKAR Tanzanya kaymakamını… Düşünün bir ülkenin Sağlık Bakanı rakam veriyor ama TAKAN yok. Devlet otoritesi budur. Devlet otkoritesi COP- BİBER GAZI değildir. Diyoruz, Avrupa’ya gidiyoruz diyorlar. Bu Bakan’ın hemen istifa etmesi gerekir. TANZANYA’da bilem böyledir.

********

CEKET

Halk jargonunda, bir masaya oturan başarılı olmadığı günlerde  “bu ceket ona büyük geldi içinde kayboluyor” denir… Ceketin yanında diğer KOMBİNİ de hazır etmesi gerekirdi. Bu kombin ceketin bolluğunu biraz olsun daraltır, bedene uydurmaya çalışılır. Ama kompleksli olana ne kombin, ne ceket fayda getirmez içinde kaybolur.

Bakıyorum bu bol ceketin içinde kaybolana gerçekten kombin ve aksesuarlar yararlı olamıyor. Hatta daha da bollaşmasına sebep oluyorlar…

********

SAKA

Bizim 68 kuşağı pek yavuz bilirler. İstanbul’da özellikle  içme suyu HAMİDİYE  cam şişeli damacana ile  satılırdı. Sokakta  SAKA… SAKA  diye bağırır, pencerelerden ev hanımları”  SAKA bir tane getir”

Diye talepte bulunurlardı… Susuz yaşanmaz değil mi ya? SAKA  hastalansa, ya da aile bireyleri hastalanıp su dağıtılamazsa,  yandı keten helvam SUSUZ YAZ  ÇEKİLMEZ öyle  ya… Ev hanımları başlarlar “Ahh be SAKA, Ahhh neredesin, napcez şimdi” diye dövünürlerdi.

**********

BAHÇE

Bahçeye gel bahçeye, fındık fıstık bulursun diye güzel bir türkümüz vardır. Pek yumuşak, pek davetkar bir türküdür.

Ancak, kendi adıma söylüyorum, Bahçelievleri pek severdim, sevmez oldum. Hatta taş yığınına razı oluyorum son günlerde…

Devlet bey yüzünden, yeşil dünyaya bilem küstüm. Bahçe adını almaz oldum ağzıma… Reis çok zekice Bahçeli’yi  yıpranması için elinden geleni yapıyor. Sadece ve sadece mecliste  el –kol fazlalığı olsun diye onu yanında tutuyor…Halkın yararında olan bir kanun teklifi ya da  önergeye karşı çıkmasında ön planda tutuyor…

Reis  bugün, partili meclise dönüyorum dese, Bahçeli ev kırıntı dolu  bahçeye döner. Reis siyasetin kurdu… Bekle ve gör hesabıyla  yürütüyor…

Kemal beye “katili, teröristi serbest bırakın diyor” diye geçtiğimiz gün kısık ve çatlak sesiyle bağırdı mecliste. Eee peki  mafya  liderini serbest bıraksın diye REİS’e gidip yalvaran kimdi?

İMAMOĞLU’na saçma sapan  sebeplerle saldırması… Ancak burada bir nokta var. Reis, Devlet beyi çok yakından izlemeli, içten içe zarar verebilir… Şimdi hukuk zor durumda,  mafya liderinin Kemal BEYLİ TEHDİT  olayı şu anda hukukun masasında, nasıl bir karar verecek? Ya hukuk konuşacak, ya Devlet efendinin söylemi !! Hadi hukuk göreyim seni, TUŞ yap…

********

DÜŞÜNCENİN BİTTİĞİ YER

“Ne yapayım susayım mı? Yutkunayım mı?”

By: İMAMOĞLU

Bizden not: Gargara yap tükür.

……………………………………….

ÇÜŞ

Alaman askeri Türk şilebine indirme yaptı ya. Mavi Marmara’ya özenmiş olabilir HANS… Nasıl oluyor bu iş bi de biz denesek gibilerinden.

……………………………………….

BÜYÜTEÇ

Soylu, Ayvalık’ta, “kadını vuracağına kendini vursana” dedi.

Dedi ama  neyle vuracak? Silahla değil mi? Bu silah bolluğu

nereden geliyor diye sorduk yanıt gelmedi. Aytekin önerge ile

Sordu yanıt gelmedi. POMPALI bolluğu var mesela!! Neredeyse bebeler bellerine mantar yerine toplu takacaklar…

Daha  üç gün önce bir sarıklı öğrenci, başı açık öğretmenine

“başın açık döverim” dedi. Ne yaptın Sayın  SOYLU? Ağaç yaşken ne yapılır?

………………………………………………

KULAĞINIZDA KÜPE OLSUN

Karanfilim budama sefa geldin odama!

Türkü sözü.

………………………………….

GÜNÜN SORUSU

AKP’de çözülmeler olabilir mi? Çok bilinmeyenli bir soru gibi ama, siyasette olmaz diye bi şey olabilemez… Her bi şeycik olabilir… DEVA Partisine akış olabilir mi?  OLABİLEMEZ  diyenler yanılmış olabilirler… Mesela İNCE. Bir inceden parti kurarsa %10 barajını aşar diyenler çoğunlukta. Olabilemez diye bi şeycik yok. Siyaset bu…

Şu anda en rahat, bir eli yağda, bir eli havyarda olan tek kişi var, benim görüşüme göre. Abdullah Gül beyzade.

Yasalara göre Cumhurbaşkanının emrinde;

-Korumalar var

-Makam otosu ve şoförü var

-Aşçı ve garsonlar var

-Köşk var

-Kira yok,

-Elektrik su parası yok

-Her bir dokunulmazlık var. Bir de dünya ülkelerine bakın onların emekli ! Cumhurbaşkanları nasıl yaşıyorlar…